“Niyetin Allah içinse..."

03/07/2024 Çarşamba Köşe yazarı A.U

Ubeydullah-ı Ahrâr hazretleri talebeleriyle bir yere gidiyorlardı ki, bir ara “kâğıt kalem” istedi talebelerin birinden.

 

“Ebû Saîd” yazdı.

 

Ve koydu cebine.

 

Sonra da bir “Fâtiha” okudu onun için.

 

Fakat kimse bir şey anlamadı.

 

Bir talebe sordu:

 

“Efendim, Ebû Saîd ismini, o kâğıda niçin kaydettiniz?”

 

Büyük velî, ona;

 

“Bu, öyle birinin ismidir ki, çok yakında Semerkand'ı, Horasan'ı ve Taşkent'i alıp bütün bu bölgelere hükmedecektir” buyurdu.

 

Fazla zaman geçmedi.

 

Ebû Saîd ismi yükseldi.

 

Meğer evliyâdan biri, o gece Ebû Saîd'in rüyâsına girip;

 

“Yâ Ebâ Saîd! Ubeydullah-ı Ahrâr hazretleri, senin ismini yazıp cebine koydu. Ve senin nusretin için Fâtiha okudu. O, bu devrin kutbudur ve Taşkent'tedir. Gir o zâtın hizmetine!” dedi.

 

O anda uyandı.

 

Ve kalbine baktı.

 

Bu büyük zâta tutulmuş gördü. O gün yola çıkıp Taşkent'e vardı. Onu görünce, çok sevdi.

 

Ve kalbinden;

 

“İşte, benim ismimi yazıp cebine koyan ve benim için Fâtiha okuyan, bu zâttır” dedi.

 

Atından inip, attı kendisini mübârek ayağına. Semerkant'ı fethetmek için yardım istedi bu büyük velîden.

 

Büyük zât ona;

 

“Niyetin Allah içinse, sana yardım erişir” buyurdu.

 

Bu sözü alıp yürüdü...

 

Semerkant’a vardı.

 

İki saat içinde fethetti bu ülkeyi.