Kısa ömürle uzun ömür arasındaki fark!..
04/05/2023 Perşembe Köşe yazarı S.A
Kısa bir ömür ile, uzun bir ömür
arasında fazla bir fark yoktur. İkisinin de sonu ölümdür. Ebedî bir hayata
nisbeten hiç sayılır...
Yakın bir gelecek için projeler yapan, onlar için endişe duyan,
uykularını kaçıran, kilo verip zayıflayan, kısacası istikbâl endişesi ile
kıvranan insanoğlu acaba gerçek istikbâl için
neler düşünüyor ve ne hazırlık yapıyor?..
İnsan, yazdan sonra gelecek olan kışı karşılamaya ve tedbir
almaya kendini mecbur bilip hazırlık yaptığı gibi, yaşamakta olduğu fani ve
kısacık hayattan hemen sonra gelecek olan ölümü de karşılamaya hazır
mıdır?.. İnsan, madem fanidir, ömür bin sene de olsa bir gün bitecektir.
Bin yıl ömür sürmüş birine hayattan ne anladığını sorarsak; büyük bir ihtimalle
ve gülümseyerek hiçbir şey anlamadığını söyleyecektir.
Bunca senelerin nasıl geçtiğini anlamadığını da ifade edecektir.
Nuh aleyhisselâm bin yıldan fazla yaşadı. Bir gün Azrâil
aleyhisselâm geldi ve ruhunu almak için izin istedi. (Yalnız Peygamberlerden izin alınırdı.) Nuh
aleyhisselâm da; "Rabbimizin emirleri ne ise ona
razıyız" diye karşılık verdi.
Melekül-mevt, Nuh aleyhisselâma sordu:
-Ey Peygamberliği en uzun süren insan! Bu dünyayı nasıl gördün!
O da;
-Bir evin
iki kapısı olur ya, birisinden girdim, diğerinden çıkıyorum, diye
cevap verdi. İşte dünya budur.
Öyleyse; kısa bir ömür ile, uzun bir ömür arasında fazla bir
fark yoktur. İkisinin de sonu ölümdür. Ebedî bir hayata nisbeten hiç
sayılır...
Gerçekten uzun bir ömür, ebedî saâdeti kazandıran ömürdür.
Meselâ, 20 yaşında ölen bir insan, şu kısacık ömründe Rabbinin
rızasını kazanmış, cennete gireceklerle beraber olabilmişse; o kısa yaşamadı
demektir. Ona "hayattan nasibi azmış" denebilir
mi?
Bir adam da 100 yaşında ölmüşse ona da; "Ne
kadar çok yaşadı, bu zamanda bu yaşa kim gelebilir!" denir.
O kimse ise eğer ömrünü boşuna geçirmişse, çok kısa yaşadı demektir.
O hâlde bize tahsis edilen ömür, ister uzun olsun, ister kısa
onu değerlendirmeliyiz, boşa harcamamalıyız. Ebedî hayatı kazanmanın
gayreti içinde olmalıyız...
Doktor, hastasına reçete yazar: "Sıhhatini kazanman ve
huzurlu bir hayat yaşayabilmen için bu ilaçları tarif edilen dozda ve zamanda
kullanmalısın! Yoksa hastalığın müzminleşir, tedavin zorlaşır, hatta imkânsız
hâle gelebilir!"
Ebedi âlemde huzurlu bir hayat yaşayabilmek için manevi
tabiplerin reçeteleri vardır, O da;
Rabbimize
iman ve itaat etmek, haramlardan sakınmak ve insanlara iyilik yapmaktır.
Dinimizin emirlerini yaparsak dünyada da ahirette de mesut ve bahtiyar oluruz...