İnsanın selâmeti, dilini korumaktadır
30/06/2021 Çarşamba Köşe yazarı H.Y
Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki: "Allahü
teâlâya ve âhirete inanan hayırlı söz söylesin, yahut sussun!"
Dilimizin âfetleri -1-
Dilimiz ile işlediğimiz günahların en büyüğü, (İnsaanın kâfir olmasına
sebep olan sözlerden birisini söylemektir.) Son nefeste imansız
gitmeye sebep olan şeylerden birisi de; dil, göz, kulak, el, ayak, karın, ferç
ve kalb gibi organlarımızı, haram ve günahlardan korumamaktır. Hepsinden mühimi
ve lâzım olanı, en çok tutulması ve korunması vâcib olan insanın dilidir.
İnsanı yüzükoyun Cehenneme düşürmeye sebep olan dilidir. İmâm-ı Tirmizî'nin, Ebû
Saîd-i Hudrî'den “radıyallahü anh” bildirdiği hadîs-i şerifte, (İnsanoğlu,
sabahlayınca, bütün uzuvları dilinden selâmet isterler. Ona baş vurup, yalvarır
ve tevâzu ederler ve derler ki: Bizim haklarımızı gözetmede ve hâllerimizi
korumada Allahü teâlâdan kork, kötü söz söyleme, bizi ateşte yakma! Bizim
şerîata uymamız ve şerîatın dışına çıkmamız ancak senin sebebinledir. Sen doğru
olursan, biz de doğru oluruz, sen eğri olursan, biz de eğri oluruz) buyuruldu.
Günlük hayatımızda evlenme, boşanma, şart, yemin, ikrâr, inkâr, yalan,
nemîme [söz taşıma], iftira, küfür sözleri, alışveriş, hîbe gibi şeyler dile ve
konuşmaya bağlıdır. Bunlarda kalbin niyetine bakılmaz. “Akıllıların
dilleri, kalblerinde olur” buyurulmuştur. Onlar, kalblerine faydalı ve
güzel sözler gelmeyince konuşmazlar.
İmâm-ı Tirmîzi bildiriyor: Ebû Hüreyre “radıyallahü anh” anlatır:
Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki: (Allahü teâlâya ve
âhirete inanan hayırlı söz söylesin, yahut sussun!) Her aklına geleni,
her diline geleni söyleyenler, ahmaklar ve cahillerdir. Onların kalbleri de taş
gibi katı olur.
İnsan, fazla konuşmaktan sakınmayıp, sükûta devam etmeyince ve boş ve
lüzumsuz sözlerden sakınmayınca dilini koruyamaz. İstikamet ve selâmete
kavuşamaz.
Erkek olsun, kadın olsun, her insanın, her sözünde, her işinde, Allahü
teâlânın emirlerine, yani farzlara ve yasak ettiklerine [harâmlara] uyması
lâzımdır. Bir farzın yapılmasına, bir harâmdan sakınmaya ehemmiyet vermeyenin
imânı gider, kâfir olur. Kâfir olarak ölen kimse, Cehennemde sonsuz
yanar...
Kâfir olmak çok kolaydır. Her sözde, her işte kâfir olmak ihtimâli çoktur. Küfürden kurtulmak da çok kolaydır. Küfrün sebebi bilinmese dahi, her gün bir kerre istiğfâr etse, yani (Estağfirullah) dese, muhakkak affolur, yani, (Yâ Rabbî! Bilerek veya bilmeyerek küfre sebep olan bir söz söyledim veya iş yaptım ise, nâdim oldum, pişmân oldum. Beni affet) diyerek tevbe etse, Allahü teâlâya yalvarsa, muhakkak af olur. Cehenneme gitmekten kurtulur. Cehennemde sonsuz yanmamak için, her gün muhakkak tevbe ve istigfâr etmelidir. Bu tevbeden daha mühim bir vazîfe yoktur...