CEVAP
İkisine de bakmalıdır. Mesela itikadı düzgün olmalı, namaz kılmalı,
dinimize uygun giyinmeli. Kötü huylardan uzak olmalı. Bundan sonra en önemli
husus, ailenin özellikleri gelir. Günümüzde, bu çok önemli hale geldi.
Günümüzde, gençlerin yuvalarını şimdi ailelerin kaprisleri yıkmaktadır.
Nişan, düğün aşamasındaki, ev kurmadaki lüzumsuz, kötü âdetleriyse ayrı bir
konudur.
(Asıl azmaz, bal kokmaz) diye bir atasözümüz var. İyi bir aileden
gelen kimse, ne kadar tahrik edilirse edilsin, ailesinden aldığı terbiyeyi
bozmaz demektir. Yani asil aileden, kolay kolay problem çıkmaz. Çıkan
problemleri de, adil ve ağırbaşlılıkla çözerler. Yıkıcı değil, yapıcı
olurlar. Yaşlılarımızdan duyardık; ama manasını tam anlayamazdık. (Kız
soydan alınıp, soya verilmeli) derlerdi. Şimdi aile büyüklerinin
yaptıklarını, yeni evlenen gençlere hayatı zehir ettiklerini görünce, bu
atasözlerinin kıymetini daha iyi anlamaya başladık.
Bu hususta atasözlerinden bazıları şöyledir:
— Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al.
— Asıl zadeyle evlenmek zorsa da, geçinmesi kolaydır.
— At alırsan taydan, kız alırsan soydan al.
— Atı yazın al, deveyi güzün, kızı da gezin [araştırarak] al.
— Bezi Musul'dan, kızı asıldan al.
— Alma soysuzun kızını, sürer gider anasının izini.
Bir arkadaş şunu anlattı: Sonradan görme bir komşumuz var. Çok kibirli
biri, hanımı da aynı... Oğlu, saliha bir kızla evlendi. Kaynana olan bu
hanım, eve gelir, mobilyaların konuş şeklini, evin tanzimini beğenmez. Her
seferinde değişiklik yapar. Evin yerleşme düzenine dahi, itiraz eder. Gelin
sonra beğendiği gibi yapınca, (Bizim sözümüz niye dinlenmiyor) diyerek
gelini her seferinde paylar. Tabii onlar gidince, evde gençler birbirine
girerler. Neticede birkaç ay sonra genç çift ayrıldılar.
Dikkat edilirse, sadece ev tanzimine karışmaktan ileri gelen olay neticesi
yuva yıkıldı. Bu olay da, gösteriyor ki, sadece damada ve geline değil, ana
babasına, yani soyuna da bakmak gerekiyor.
Asalet işte böyle çok önemlidir, evlenirken asil aile olmasına dikkat
etmelidir, ancak asalet her şey de değildir.
Asalet her şey olsaydı, hâşâ dinler lüzumsuz yere gönderilmiş olurdu. Âdem
babamızdan ve Havva validemizden sonra hiçbir insanın kâfir olmaması lazım
gelirdi.
Asalet her şey olsaydı, babası kâfir olan bir insanın Müslüman olmaması lazım
gelirdi. Hâlbuki müslüman olup evliya bile, İslam âlimi bile olanları vardır.
Mesela Ebu cehil kâfirinin oğlu Hazret-i İkrime eshab-ı kiramdan idi. Yani
sonraki gelen evliyadan da büyük zat idi.
Asalet her şey olsaydı, babası peygamber iken kâfir olanlar olmazdı. Hâlbuki
Hazret-i Âdem’in oğlu Kabil ve Hazret-i Nuh’un oğlu Kenan kâfir idi. Çocuk
mutlaka babaya çeker diye bir kural yoktur.
Bir başka husus, eğitimle, terbiye ile de bir insan peygamber olmaz.
Peygamberlik Allahü teâlâ tarafından verilir.
Bir kimse, asil bir aileye mensup olmasa da, güzel huylu ise, dindar ise,
onun için güzel huyu ve dindarlığı asaletten çok kıymetlidir. Hadis-i
şeriflerde buyuruldu ki:
(Güzel huy gibi asalet olmaz.) [İbni Mace]
(Kadın, malı, güzelliği, asaleti ve dindarlığı için nikâh edilir. Sen
dindar olanı seç ki, maddi ve manevi nimete kavuşasın!) [Buhari]
(Kadını sırf malı ve güzelliği için alan, malından da, güzelliğinden de
hayır görmez. Dindarlığı için evlenene Allahü teâlâ ikisini de nasip eder.) [Taberani]
(Kadını güzelliği için tercih etmemeli, güzelliği onu helake
sürükleyebilir. Sırf malı için de tercih etmeyin, malı onu zarara sokabilir.
Dindar olanla evlenin!) [İbni Mace]
Nasihat ile asaletsiz insan da terbiye edilebilir. Onun için Kur'an-ı kerimde
mealen buyuruluyor ki:
(Nasihat et, nasihat müminlere elbette fayda verir.) [Zariyat
55]
Asaletsiz olanı da terbiye etmek mümkün olmasaydı, Peygamber efendimiz, (Ahlakınızı
güzelleştirin) buyurur muydu? (İbni Lal)
Hazret-i Lokmana, (Edep, asalet, mal ve ilimden hangisi daha üstündür?) diye
sordular. (Edep asaletten, ilim maldan üstündür)buyurdu.
|