Meyyit, ziyârete gelenleri tanır...

05/05/2024 Pazar Köşe yazarı V.T

"Bir kimse, din kardeşinin kabrini ziyârete gider ve mezârı başında oturursa onu tanır ve selâmına cevap verir."

Şihâbüddîn Remlî hazretleri Fıkıh âlimi ve evliyânın büyüklerindendir. 1371 (H. 773) senesinde Filistin’in Remle köyünde doğdu. On yaşında iken Kur'ân-ı kerîmi ezberledi. El-Kalkaşendî ve İbn-ül-Hâim’den Hâvî adlı eseri okudu ve medresede bir müddet ders verdi. Sonra bu görevden ayrılıp, tasavvuf yolunun büyüklerinin sohbetlerinde bulundu. Diğer ilimleri de tahsîl eden Remlî Şâfiî; fıkıh, usûl-i fıkıh ve Arabî ilimlerinde imâm oldu.1440 (H.844) senesinde Kudüs’te vefât etti.

 

Bu mübarek zat buyurdu ki:

 

Meyyit, kendini ziyârete gelenleri tanır. Ebû Bekr Abdullah bin Ebiddünyâ, “Kitâb-ül-kubûr”da diyor ki: “Hazret-i Aişe’nin haber verdiği hadîs-i şerîfte (Bir kimse, din kardeşinin kabrini ziyârete gider ve mezârı başında oturursa onu tanır ve selâmına cevap verir) buyuruldu. Ebû Hüreyre’nin (radıyallahü anh) bildirdiği hadîs-i şerîfte; (Bir kimse, tanıdığının mezarı başına gidip selâm verince, meyyit onu tanır ve selâmına cevap verir. Tanımadığı kimsenin kabrine gidip selâm verince, meyyit selâmına cevap verir) buyuruldu. Yûsuf İbni Abdü’l-Berr ve Ahkâm kitabının sahibi olan Abdülhak, bu hadîs-i şerîf için sahîhdir dediler. Hadîs-i şerîflerde ziyâret kelimesi kullanılmaktadır. Meyyit, kabre geleni tanımasaydı, ziyâret kelimesi kullanılmazdı. Her dilde ve her lügatta, ziyâret kelimesi tanıyan ve anlayan kimselerin buluşmasında kullanılır. “Selâmün aleyküm” sözü de anlayan kimseye söylenir.

 

Bir kimse, kabre yakın bir yerde namaz kılarsa, meyyitler bunu görür. Namaz kıldığını anlar ve imrenirler. Yezîd bin Hârûn diyor ki: “İbn-i Sâseb, bir cenâzede bulundu. Üzerinde hafif elbise vardı. Bir mezar yanında iki rekat namaz kıldı. Sonra kabre dayandı. Diyor ki:

 

-Vallahi uyanıktım. Kabirden bir ses işittim. 'Beni incitme! Siz ibâdet yaparsınız, fakat işitmezsiniz, bilmezsiniz. Biz ise biliriz, fakat hareket edemeyiz. Buna göre, şu kıldığın iki rekatten daha kıymetli bir şey yoktur' dedi.”

 

Meyyit, İbn-i Sâseb’in kabre dayandığını ve namaz kıldığını anlamıştı. Önceleri Hanbelî mezhebi âlimlerinden iken, hocası İbn-i Teymiyye’nin bozuk fikirlerine kapılarak Ehl-i sünnetten ayrılan İbn-i Kayyım-i Cevziyye de, “Kitâb-ür-Rûh”da yukarıdaki; (Bir kimse, tanıdığının mezârı başına gidip selâm verince...) hadîs-i şerîfini ve bu menkıbeyi bildirip, bundan sonra da Eshâb-ı kirâmdan gelen ve meyyitin işittiğini gösteren çeşitli haberleri yazmıştır.