"Keşke biz de yetim olsaydık!"

14/06/2024 Cuma Köşe yazarı A.U

Zaman-ı saâdette on yaşındaki Abdullah, babası bir harpte şehit olunca “yetîm” kalmıştı... Gülmüyor, oynamıyor; oynayan çocuklara bakıp içli içli ağlıyordu!

 

Efendimiz onu gördü.
 

Hâline acıdı.
 

Ve yanına yaklaşıp "Evlâdım! Sen niçin oynamıyorsun bakayım?" diye sordu.
 

Abdullah, başı yerde olarak “Benim babam yok ki" dedi.
 

"Kardeşlerin var mı?"
 

"Kardeşlerim de yok!"
 

Efendimiz ağladılar ve yetîmin başını şefkatle okşayıp “Sen, Hasan ve Hüseyin'e kardeş olmak ister misin?" diye sordular.
 

Abdullah'ın gözleri parladı!
 

Başını kaldırıp baktı.
 

Ve şaşırıp kaldı!
 

Zîrâ Efendimizdi bunu soran.
 

Sevinçle;
 

“İsterim yâ Resûlallah!" dedi.
 

Tekrar sordular ki:
 

"Benim torunum olur musun?"
 

"Evet, hem de çok isterim."
 

"Öyleyse sen benim torunumsun; haydi tut elimden bize gidelim!" buyurdu.
 

Birlikte eve geldiler.
 

Abdullah mutluydu.
 

Yetîmliğini unutmuştu. Hâne-i saâdette yemeğini yedi, güzel bir elbise giydi ve koşarak geldi oyun yerine.
 

Sevinçten yerinde duramıyor “Ben, Peygamberimizin torunuyum!" diyerek neşeyle hopluyordu.
 

Öbürleri baktılar.
 

Ona gıbta edip;
 

"Âh, keşke biz de yetîm olsaydık da senin kavuştuğun şerefe biz de kavuşsaydık!" diyorlardı.