"Fakir Babası" bir gönül sultanı...
03/04/2022 Pazar Köşe yazarı V.T
Meşhûr âlim ve
velî Abdülkuddûs hazretlerinin oğlu kerametler menbaı "Şeyh-i
kebîr"...
Hâce Abdülkebîr Evliyâ
hazretleri büyük velilerdendir. Babası meşhûr âlim ve evliyâ Abdülkuddûs
hazretleridir. Ne zaman doğduğu bilinmemektedir. Aslen Pâni-püt şehrindendir.
"Şeyh-i kebîr", "Vâlâ pîr" lakabları verildi. On yedinci
asrın ilk yarısında Pâni-püt şehrinde vefât etti.
Küçük yaşta, yüksek babası Abdülkuddûs hazretlerinin feyzlerinden istifâde
etti. Sayısız kerâmetleri görüldü. Daha yürümeye başladığı zamanlarda, elinin
hareketiyle elbisesinin kollarında bir arslan görünüp kaybolurdu. Talebesi olmakla
şereflendiği hocalarından ve yüksek babasından kısa zamanda çok şey öğrendi.
Zamânın ilim ve hâl sâhipleri, onun büyüklüğünü kabûl ve tasdîk ederler,
hizmetinde bulunmayı şeref sayarlardı. Huzûruna gelenler, heybetinden bir tek
söz söyleyemeyip, başları önünde, geldikleri gibi giderlerdi. Allah dostları
ile sohbet etmekten çok hoşlanır, sık sık ziyâfetler vererek fakirlerin gönlünü
alır, insanları sohbetleri ile şereflendirirdi. Dört oğlunun dördü de
babalarına talebe olup, yüksek derecelere kavuştular...
Bir gün zamânın Delhi Sultânı İskender bin Behlül Lodî, vezîri Meyân Behûde bin
Havas Han ve Melik Muhammed Misvânî'yi yanına aldı. Üçü bir olup, kerâmet ve
hâllerini duyup da ziyâretle şereflenemedikleri Hâce Abdülkebîr Evliyâ'ya
gitmeye niyet ettiler. İçlerinde de bir şüphe vardı. Aralarında konuşup;
"Her birimiz değişik bir şey arzu edelim. Bizim arzularımızı bilip de
ikrâm ederse, onun büyüklüğü âşikârdır" dediler...
Yolculuktan sonra bir
gün gece yarısı yüksek huzurlarına kavuştular. Hâce Abdülkebîr Evliyâ,
misâfirlerine yemek ikrâm etti. Sultan İskender'in önüne ceylan eti, Vezîr
Meyân Behûde'nin önüne yahni, Melik Muhammed Misvânî'nin önüne de tatlı koydu.
Hepsinin de yeni pişmiş olduğu gözüküyordu. Herkesin önüne arzu ettiği yemekler
gelmiş, hepsinin şaşkınlıktan ağızları açık kalmıştı... Onların bu hâlini
gören Hâce Abdülkebîr Evliyâ;
"Dostlar, hayrete
ne hâcet var? Allahü teâlâya tevekkül edip oturan fakir bir kulcağızını O,
halka karşı aslâ mahcûb etmez" buyurdu.
Misâfirler yemeklerini yediler. Bu zamâna kadar gelip hizmetinde bulunamadıkları için çok üzülüp, özürler dilediler. Sultan, o mübârek zâta ricâ edip yalvararak, iki köyü hizmetlerine vakfetti. Vezîr de bir köy bağışladı. Melik Muhammed ise, biricik kızını Abdülkebîr Evliyâ hazretlerinin nikâhıyla şereflendirdi.