"Evliyânın himmeti dağı bile devirir!"

28/06/2024 Cuma Köşe yazarı A.U

Türkistân’ın en büyük velîlerinden Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerinin kabr-i şerîfi Semerkant’tadır.

 

Bir talebesi vardı.

 

Ticâret işlerini yapardı bu büyük velînin.

 

Bir gün büyük bir kervanla ticâretten dönüyorlardı ki, bir grup eşkıyâ ile karşılaştılar birden...

 

Herkes çok korktu.

 

Ama o, hiç korkmadı.

 

Kendi kendine;

 

"Bu, hocamın işidir, öyleyse o bana yardım eder" dedi.

 

Böyle düşündü...

 

Ve “hocasını” getirdi hatırına.

 

Ondan himmet istedi.

 

O anda bir güven geldi ona.

 

Kılıcını çekip saldırdı onlara!

 

Öyle ki; kendisini, sanki “üstâdının şeklinde" buldu o anda.

 

Yâni kendisi değil de, üstâdıydı asıl saldıran.

 

Onlar, kalabalık bir gruptu.

 

Buna rağmen korktular.

 

Ve dağıldılar!

 

O talebe, seferden dönüp hocasının huzûruna geldi.

 

Olanları anlatacaktı.

 

Ama lüzum kalmadı.

 

Zîra hocası, ona;

 

“Zayıflar, kuvvetli bir düşmana rast geldiğinde, kendi kuvvetlerini düşünmeyip Allah dostu ‘velîler’den yardım isterlerse, Hak teâlâ onlara yardım eder” buyurdu.

 

Ve ilâve etti:

 

“Hem öyle kuvvetli olurlar ki, düşman korkup darmadağın olur! Evliyânın himmeti dağı bile devirir. Sizin kurtulmanızın hikmeti de budur işte.”